Anahtar Parti Çevre, Şehircilik, Afet ve Su Politikaları Genel Başkan Yardımcısı Emine Küçükali, Bingöl'de düzenlenen basın toplantısında, kentin Doğu Anadolu ve Kuzey Anadolu fay hatlarının kesişim noktasında bulunduğunu hatırlatarak, olası bir depreme karşı acil önlem çağrısında bulundu. Küçükali, "Plansız şehirler depremi bekler, planlı şehirler depreme hazır bekler. Biz Bingöl'ün bekleyen değil hazırlanan bir şehir olmasını istiyoruz" dedi.
Anahtar Parti Çevre Şehircilik Afet ve Su Politikaları Genel Başkan Yardımcısı Emine Küçükali'nin katılımıyla, Bingöl'de bir otelin toplantı salonunda deprem ve afet konulu basın toplantısı düzenlendi. Toplantıya ayrıca partinin Adıyaman İl Başkanı Emircan Ahmet Alsan, Kahramanmaraş İl Başkanı Fatin Rüştü Kayıran, Elazığ İl Başkanı İbrahim Sarışın, Elazığ Teşkilat Başkanı Hasan Bulut, Tunceli İl Başkanı Ömer Mustafa Yontürk, Şanlıurfa İl Başkanı Metin Baydar, Kilis İl Başkanı İbrahim Halil Uğurlu, Malatya İl Başkanı Erdoğan Zelyurt, Diyarbakır İl Başkanı Mehmet Şahin Karatoprak, Gaziantep İl Başkanı Murat Üzümcü, Osmaniye İl Başkanı Mehmet Aslan, Hatay İl Başkanı Nazmi Kıymacı, Adana İl Başkanı Atilla Karataş, Bingöl İl Başkanı Mehmet Çintay, Çevre Şehircilik Afet ve Su Politikaları Başkan Yardımcıları Abdullah Toksoy ve Serdar Çavdar katıldı.
'50 BİN İNSANIMIZI KAYBETTİK'
Programda konuşan Küçükali, 6 Şubat 2023'teki Kahramanmaraş merkezli 11 ili etkileyen depremde 50 bin kişinin hayatını kaybettiğini belirterek, "Bugün biz Bingöl'de, daha önce 6 Şubat'ta yaşadığımız depremlerde 11 il etkilendi biliyorsunuz. Bizler depremlerden etkilenen 11 il başkanımızla birlikte bugün Bingöl'deyiz. Ve Bingöl'de bir şeye dikkat çekmek istiyoruz. Bilim insanlarının sesi olmak istiyoruz. 6 Şubat depremlerinden sonra özellikle Bingöl'ün Doğu Anadolu ve Kuzey Anadolu fay hatlarının çakıştığı noktada olması sebebiyle burada biriken yoğun stresle büyük bir deprem beklendiği söyleniyor. Bizler de büyük sorumluluk alarak, 11 ilde o acı günü yaşayanlar olarak, bir dikkat çekmek, bilim insanlarının sesi olmak istedik ve Bingöllüye buradan destek vermek istedik. Bazı acılar vardır. İnsanın ses tonunu değiştirir. Bazı günler vardır, takvimden asla kaybolmaz. 6 Şubat ülkemiz için böyle bir gündü. Aradan zaman geçti. Takvim yaprakları değişti ama asla acı değişmedi. Aynı olduğu yerde duruyor. Bir gecede resmi kayıtlara göre 50 bin vatandaşımız Kaybettik. Ama il başkanlarımız da şahit, resmi olmayan rakamlara göre daha fazla olduğunu söylüyorlar. Evet, bir gecede 50 binden fazla vatandaşımızı kaybettik. Toprağa verdik. Bir gecede binlerce çocuk yetim kaldı. Bir gecede 11 şehir ve Türkiye sustu. Buradan 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet diliyoruz. Geride kalan yakınlarına sabırlar diliyoruz ve hala depremin onlara yaşattığı acıları telafi etmeye çalışanlara da sabır ve güç diliyoruz" dedi.

'BİNGÖL ENKAZ BAŞINDA BEKLESİN İSTEMİYORUZ'
Programda 11 ilden gelen il başkanlarının siyasetçi değil, depremin tanığı olduğunu ifade eden Küçükali, "Bizler o günü sadece hatırlamıyoruz. O günü yaşamış şehirlerin içinden birer tanık olarak geliyoruz. Enkaz başında bekleyenlerin temsilcisiyiz burada. Burada bulunan 11 il başkanımız birer siyasetçi değil. Az önce de söylediğim gibi o acı günü 6 Şubat'ı yaşayan birer tanık. Onlar kaybettikleri insanların isimlerini sadece hatırlamıyorlar. Onlarla yaşıyorlar, ezbere biliyorlar. Onlar mezar sayısını sokak sayısından ayırmak zorunda kalan arkadaşlarımız. Onlar bir şehrin haritasını artık adreslerle değil, kayıpların isimleriyle hatırlıyorlar. Ve şimdi biz buradan hep birlikte şunu söylemek istiyoruz. Biz depremden etkilenen 11 il olarak enkaz başında bekledik. Burada Bingöl enkaz başında beklesin istemiyoruz. 6 Şubat'ta ülkemizde sadece bir deprem yaşanmadı.
Bir hazırlıksızlığın, bir önlemsizliğin, bir ihmal zincirinin aslında nelere mal olabileceğini hep birlikte yaşadık. Biz o gün sadece binaların yıkıldığını görmedik. Devletin tüm mekanizmalarını yöneten, hükümetin yetişemediğini, deprem şoku yaşadığını ve günlerce bu şoku atlatamadığına beraber şahit olduk. Koordinasyonun kaybolduğu anları gördük. Enkaz başında 'birazdan' denilerek umutla oyalanan anneleri, babaları, evlatları gördük. Sessizliğin içinde sessiz çığlıkları duyduk. Ve şunu gördük o gün, deprem vurduğu an değil, ihmal zincirini tamamladığı an öldürüyor. Tabii acı Sadece enkaz altında kalmadı. Acı sonrasında yaşadıklarımızla da ne yazık ki arttı. Deprem sonrasında insanlar kaderine terk edildi. Sanki hiçbir şey olmamış gibi hayatlarına devam etmeleri beklendi. Barınma sorunları, geçim derdi, kayıp yakınlarının acısı ve en önemlisi de psikolojik destek eksikliği ile baş başa bırakıldılar.
Deprem sonrası kurum çalışanlarının sahada yaşadığı travmalar görmezden gelindi. Ve 6 Şubat'tan sonra ülkemizde 'görevimi yapmadım', 'benim eksikliğim yüzünden' gibi sorumluluk duygusuyla hiçbir üst düzey yetkili istifa etmedi. Tek bir istifa bile gelmediği gibi yıkılan binalarda hayatını kaybedenlerin yakınları adalet ararken deprem suçlarına karışanların af tartışmaları bile gündeme taşındı. 11'inci Yargı Paketinde af çıkacak diye depremden hayatını kaybedenlerin yakınları bir şok daha yaşadı" diye konuştu.
'BİZ YAŞADIK, SİZ YAŞAMAYIN'
Bingöl'ün deprem tehlikesi altında olduğunu belirten Küçükali, "On binlerce insanımızı kaybettiğimiz bir felaketin ardından depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımızın kimlik bilgileri ve diploma bilgileri ile doktorluk, avukatlık, mühendislik adı altında dolandırıcılık yapanların bile davaları sonuçlanmadı. Adalet geciktikçe acılar büyüdü. Travmalar daha derinleşti. Depremzedeler sadece malını ve canını kaybetmediler. Aslında depremzedeler ve tüm Türkiye kurumlara olan güvenini kaybetti. Konteyner kentler geçici çözüm diye kuruldu. Ama zamanla başka türde afetlerin odağı haline geldi. Sağlık sorunları, bağımlılık sorunları, sosyal problemler, eğitimden kopan çocuklar, umutsuzluk. hala bir deprem ülkesi olmamıza rağmen mimarlık ve mühendislik kanunu ile ilgili herhangi bir çalışma göremiyoruz.
Yani tıpkı 99 yılındaki Gölcük depreminde yaşadıklarımızdan ders çıkaramadığımız için 6 Şubat'ı yaşayan bizler, 'yine bir şey değişmedi, sistem aynı' diye düşünmeden edemiyoruz. Bilim insanları yıllardır uyarıyorlar. 6 Şubat'tan sonra bu uyarılar daha da derinleşti ve 1972 yılında yayınlanan, İmar ve Bayındırlık Bakanlığı'nın yayınladığı risk haritasının aynısı bugün de elimizde. Risk belli, fay hatları belli, zemin yapısı biliniyor. Yani mesele aslında yeni bir mesele değil. Fakat tehlikeye karşı bilinçli bir hazırlık yapılmadığını hep beraber görüyoruz. Deprem asla kader değildir. Ancak ihmal felaketi kader haline getirir. Biz burada 11 il başkanımızla, deprem depremden etkilenen 11 il başkanımızla beraber Bingöl için uyarıda bulunmak istiyoruz. Yetkililere, Bingöl'ü yönetenlere, ülkeyi yönetenlere uyarıda bulunmak istiyoruz.
Ve diyoruz ki; 'Biz yaşadık, siz yaşamayın.' Bingöl için bir an önce atılması gereken adımları da sıralıyoruz. Diyoruz ki, Bingöl'de olası bir deprem felakete dönüşmemesi için öncelikle mevcut yapıların gerçek durumu ortaya konulmalı. Güncel zemin etütleri tamamlanmalı, bina envanteri çıkarılmalı ve riskli kamu binaları şeffaf biçimde halkla paylaşılmalıdır" dedi.

'DEPREM MASTER PLANI UYGULANMALI'
Bingöl için hazırlanan Deprem Master Planı'nın uygulamaya konulması gerektiğini ifade eden Küçükali, şöyle konuştu:
"Okullar, hastaneler ve kamu hizmet binaları gecikmeden performans analizinden geçirilmelidir. Konutlar için ücretsiz ve düşük maliyetli dayanıklı testler sağlanmalı. Riskli yapılar için sosyal destekli ve yerinde dönüşümü esas alan programlar başlanmalıdır. Fay hatlarına yakın ve zemin açısından riskli alanlarda yeni yapılaşmaya izin verilmemeli. İmar kararları bilimsel verilere göre yeniden düzenlenmelidir. Yapı denetim sistemi idareden ve müteahhitten bağımsız hale getirilmeli, denetim süreçleri dijital izlenebilir ve şeffaf olmalıdır. Afet anında kullanılacak toplanma alanları sadece planda değil, sahada hazır hale getirilmelidir. Altyapıları tamamlanmalı ve halk tarafından bilinir yerlerde olmalıdır. İl genelinde düzenli deprem tatbikatları yapılmalı, arama-kurtarma, itfaiye ve sağlık ekiplerinin personel ve ekipman kapasitesi güçlendirilmelidir.
Belediyelere 'zorunlu afet hazırlık bütçesi' tahsis edilmeli ve bu kaynakların başka alanlara aktarılması kesinlikle engellenmelidir. Mahalle bazlı bilgilendirme çalışmaları yapılarak her haneye acil durum rehberi mutlaka ulaştırılmalıdır. Yani bu söylediklerim işin aslında artık Bingöl için başlandığı söylenen deprem master planının tamamlanması ve bir an evvel uygulamaya koyulması anlamına geliyor. Master plan ne işe yarayacak? Master plan, Bingöl'de hangi mahallelerin zemin açısından riskli olduğu bilinecek, bilimsel olarak ortaya konulacak, hangi binaların öncelikli güçlendirilmesi gerektiği belirlenecek, hastaneler, okullar ve kamu binaları gibi hayati yapıların güvenliği önceliklendirilecektir. Deprem anında kimin ne yapacağı, hangi kurumun nerede devreye gireceği, lojistik merkezlerin nerede kurulacağı önceden belirlenmiş olacak, yani deprem sonrası kaosu değil, koordinasyonu mümkün kılacaktır. Bu master planlar vatandaşların toplanma alanlarını belirleyecek, geçici barınma alanlarıyla altyapısı önceden hazırlanmış olacaktır. Deprem olduğunda insanlar 'nereye gideceğim' endişesiyle karşılaşmayacaktır.
Ayrıca bu planlar belediyelerin ve kamu kurumlarının bütçelerini rastgele değil risk azaltmaya yönelik öncelikli projeler olmasını sağlayacaktır. En önemlisi de bu plan depremi durdurmayacak elbette. Ancak depremin felakete dönüşmesine engel olacak bütün hazırlıkları tamamlamış olacaktır. Plansız şehirler depremi bekler, planlı şehirler depreme hazır bekler. Biz Bingöl'ün bekleyen değil hazırlanan bir şehir olmasını istiyoruz."